İçeriğe geç

Toplumda uymamız gereken nezaket kurallarından 3 tanesi nelerdir ?

Toplumda Uymamız Gereken Nezaket Kurallarından 3 Tanesi Nelerdir? Cesur ve Eleştirel Bir Bakış

Nezaket kuralları… Hani şu “toplumun barış içinde yaşaması için uymamız gereken temel kurallar” dediğimiz şey. İnsanlar arasındaki saygıyı, düzeni ve huzuru sağlamak adına sürekli başımıza kakılan o kurallar. İyi güzel de, birazcık düşününce, bu kurallar bazen bana “toplumun dayattığı hayalet kuralları” gibi geliyor. Peki, gerçekten bu kurallara uymak bu kadar önemli mi? Yoksa sadece başkalarına kendimizi doğru tanıtmak için mi? Hadi gelin, bu kurallardan üç tanesini ele alalım ve onları güçlü ve zayıf yönleriyle inceleyelim.

1. “Lütfen” ve “Teşekkür Ederim” Demek

Hadi bu kuralı kabul edelim: Bir insanın “lütfen” demesi, birinin kapısını çaldığında “merhaba” demesi, “teşekkür ederim” demesi gerçekten önemli bir şey. Tamam, hadi itiraf edelim, hepimiz sosyal medyada bir “lütfen” duymadıkça sinirleniyoruz. Ama gerçek şu ki, “lütfen” demek gerçekten işlerin kolaylaşmasını sağlıyor. İnsanlar birbirine saygı göstermek istedikçe bu kelimeler sıklıkla devreye giriyor. Ama burada sıkıntılı bir nokta var. Gerçekten mi bu kelimeler her durumda geçerli? Bir kez daha sorgulamak gerek. Çoğu zaman, insanlar “lütfen” dedikçe bu kelimelerin içi boşalmıyor mu? Yani, “lütfen” demek aslında sadece kurallara uyuyor olmak mı? Yoksa gerçek anlamda bir şükran ve saygı hissediyor muyuz? Durum böyleyken, bu kuralları ne kadar içten yerine getiriyoruz?

Güçlü Yönleri:

  • İnsanlara saygı gösterdiğimizi açıkça belli ederiz.
  • Basit ama etkili bir iletişim şekli yaratır.
  • Toplumda düzen ve nezaket oluşturur.

Zayıf Yönleri:

  • “Lütfen” demek bazen, insanlar arasında gerçek bir samimiyetin olmayabileceğini gösterir. Sadece sosyal normlara uymak için yapılır.
  • Teşekkür etmek, bazen üstü kapalı bir şekilde insanların borçlu hissetmesine yol açabilir. Gerçekten minnettar mıyız, yoksa sadece sosyal baskıya mı uyarak teşekkür ediyoruz?

2. Yaşça Büyük Olanlara Saygı Göstermek

Ah, yaşça büyük olanlara saygı göstermek… Toplumun en köklü kurallarından biri. Genelde, yaşça büyük insanlara saygı göstermek, otobüste yer vermek, konuşmalarına dikkatlice kulak vermek gibi normlarla karşımıza çıkar. Bunda hiçbir sorun yok, değil mi? Herkesin saygıyı hak ettiği doğru. Ancak burada da bence biraz çelişki var. Yaşça büyük insanlar, bazen “saygıyı” kendi görüşlerini dayatma fırsatı olarak kullanabiliyor. Yani, 50 yaşındaki bir insanın “günümüz gençliği” hakkında yaptığı genel yorumları dinlemek zorunda mıyız? Gerçekten? Saygı göstermek ile sessiz kalmak arasındaki dengeyi nasıl kuracağız? Yaşça büyük biri size tamamen eski kafalı bir fikir önerdiğinde, saygıyı göstermek adına kabul etmek zorunda mıyız? İşte burada bence en büyük soru işareti var.

Güçlü Yönleri:

  • Toplumda hoşgörü ve saygı atmosferi yaratır.
  • Yaşlıların deneyimlerine değer verilir ve bilgi aktarımı sağlanır.
  • Gençlerin, yaşlıları dinlemesi sosyal bağları güçlendirir.

Zayıf Yönleri:

  • Yaşlılara saygı gösterirken, fikirlerinin her zaman doğru olduğunu kabul etmek yanlış olabilir.
  • Gençlerin sesinin kısıldığı ve toplumsal değişimlerin göz ardı edildiği bir ortam yaratılabilir.
  • Yaşça büyük kişilere gösterilen saygı, bazen manipülasyonun önünü açabilir.

3. Telefonu Her Yerde Kapalı Tutmak

Gelelim şu meşhur “telefonu her yerde kapalı tutmak” kuralına. Bunu hepimiz duyduk, değil mi? Bir toplantıdayken ya da bir restoranda, telefonlarımızı sessize almak, dikkat dağıtıcı olmasın diye. Ama burada bir çelişki var: Biz telefonumuzu sessize aldık diye, karşıdaki kişi gerçekten dikkate alıyor mu? Bazen herkesin “telefonu sessize alması gerektiği” kurallarına uyması, kimsenin gerçek anlamda bir dikkat gösterdiği anlamına gelmiyor. Mesela, birisi telefonunu sessize almış ama zaten aklında başka bir yerlerde, zor bir soruya verdiği yanıtı düşünüyordur. O zaman kuralların ne anlamı kaldı? Asıl soru şu: Telefonları kapatmak, gerçekten iletişimdeki verimliliği artırıyor mu? Ya da sadece kurallara uyduğumuzu hissettirmek için mi yapıyoruz?

Güçlü Yönleri:

  • İletişimi kolaylaştırır ve dikkati toplar.
  • Toplantılarda ve sosyal ortamlarda karşılıklı saygı gösterilir.
  • İnsanlar birbirine değer verdiğini hissettirir.

Zayıf Yönleri:

  • Telefonu kapatmak, gerçek anlamda dikkatin tam anlamıyla verilmesini garanti etmez.
  • Bazen toplumsal baskı, kişisel tercihlerle çelişir.
  • Sosyal medyaya, daha fazla bağlılık duyan bir toplumu göz ardı etmek anlamına gelebilir.

Sonuç: Nezaket Kuralları Her Zaman Net Olmaz

Toplumda uymamız gereken nezaket kurallarından bahsederken, bu kuralların aslında ne kadar çoğu zaman yerleşik toplumsal normlara dayandığını görmekteyiz. Saygı ve hoşgörü önemli elbette, ama bu kurallar ne kadar anlamlı? Ya da biz onları içselleştiriyor muyuz? Ya da sadece “herkes böyle yapıyor, o yüzden ben de yapmalıyım” mı diyoruz? Her kural bir gereklilik mi, yoksa sadece toplumsal bir beklenti mi? Kendimizi gerçekten saygılı ve nazik hissederek mi davranıyoruz, yoksa sadece başkalarının gözünde “uyumlu” olmak için mi? Belki de gerçek soru bu: Toplumun beklentilerine uyduğumuzda, kendimize karşı ne kadar dürüst olabiliyoruz?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
https://www.tulipbet.online/